Blog

Duygu Düzenleme Becerisinin Gelişimsel Seyri – Serap Kavak

Duygu her bireyi sarıp sarmalayan, varlığını bariz biçimde kabul edebileceğimiz bir kavram gibi görünüyor olsa da tanımına ilişkin açıklamalar oldukça çeşitli ve apaçık olmaktan uzaktır. Kimi zaman öznel bir deneyimle kimi zaman ise fizyolojik bir durum olarak kendine literatürde yer bulan bu kavramı Nesse, evrimsel bir pencereyi baz alarak belli durumlarda uygunluğu artıran, doğal seçilimle şekillenen özelleşmiş durumlar olarak açıklamaktadır.[1] Örneğin Ekman ve Cordaro’ya göre bir duygunun temel duygu olarak ele alınabilmesi için evrensel ve ayırt edici belirtilerin bulunması, otomatik uyarılmayı takiben meydana gelmesi ve diğer primatlarda benzer durumların rastlanması gerekmektedir.[2] Ekman bu koşulları göz önünde bulundurarak öfke, mutluluk, üzüntü, şaşkınlık, tiksinme, korku ve aşağılama olarak 7 temel duygudan bahsetmektedir. [3]

Duygular neyden hoşlanıp hoşlanmadığımızı, neyden kaçınmamız, neyi yeniden yapmamız gerektiğini bize bildiren işlevsel birçok niteliği bünyesinde barındırır. Ancak olumlu ve olumsuz olarak da sınıflandırılmaya olanak sağlayan bu kavramın olumsuz tarafı kimi zaman zarar verici boyutlara ulaşabilmektedir. Bu noktada olası zararı en aza indirmek için mevcut durumlarda yapılması gerekenleri irdelemek karşımıza “duygu düzenleme” kavramını çıkaracaktır. Duygu düzenleme otomatik ya da çaba gerektiren, dışsal (örneğin çocuğun ebeveyni tarafından sakinleştirilmesi) veya içsel (bireyin kendi duygularını düzenlemesi) gibi birçok süreci kapsamaktadır.[4] Duygunun kendisini, algılanma biçimini, sıklığını ve yoğunluğunu azaltmanın veya artırmanın yanı sıra duygusal yanıtın oluşumu ve devamlılığının sağlanması da duygu düzenlemenin kapsadığı işlevlerdendir.[5]

Duygu düzenlemenin dinamik bir olgu olduğunu ve bilişsel, davranışsal ve duygusal işlevler arasında geliştiğini söylemek mümkündür.[6]

Gross 1998’de öne sürdüğü “süreç odaklı modelinde (process-oriented model)” duygusal uyarıcının algılandığı girdi süreci ve duygusal yanıtın oluştuğu çıktı süreci olmak üzere iki kavramdan bahsetmekte ve duyguların bu iki süreç arasında düzenlendiğini ifade etmektedir.[7]

Duyguların etki alanı bireyin kendisiyle sınırlı kalmamakta, ötekinin davranışlarına da temas etmektedir. Bu noktada duyguların düzenleyen ve düzenlenen olmak üzere iki sıfatı da yanında getirdiğini ve bu iki sıfatın bireyde beceri başlığı altında incelenebileceğini söyleyebiliriz. Bu becerilerin kazanılması için zaman kavramının altını çizmek gerekmekte bu gereklilik de bizi gelişimsel bakış açısına götürmektedir.

Bireylerin duygu düzenlemeye yönelik ilk çabaları bebeklik dönemine dek uzanmaktadır. İlk nefes alışverişlerin üzerinden geçen bir yılda huzursuzluk verici durumlarda ağlama, birtakım nefret bakışları, memnuniyete erişmek için emme gibi otonomik fizyolojik tepkilerin baskın olduğunu görebiliriz.[8] Elbette duygu düzenlemeye atılan bu ilk adımların tek başına ne kadar güçlü ve etkin olduğu tartışılır düzeydedir. Bu noktada birincil bakım verenin aktif rolüne ve önemine değinmek gerekmektedir. Bebeklik döneminin bireye çizdiği davranışsal ve bilişsel sınırlar bakım verenin dışarıdan vereceği desteğe ihtiyaç doğurmaktadır.[9] 

Bebekler birinci yılın bitimine doğru dokunsal uyarılmalarla olumsuz duyguların azalmasını ya da olumlu duyguların devamını olanaklı kılarak duygu düzenlemede daha aktif rol alırlar ve kendilerini neyin huzursuz ettiği sorusuna yavaş yavaş cevap bulmaya, onları değiştirmeye yönelik davranış stratejileri kullanmaya başlarlar.[10] Yaklaşma, dikkatini başka bir noktaya yönlendirme gibi sosyal motor davranışlar sergileyerek duygu durumlarını bir amaç doğrultusunda yönetmeye çalışırlar.

1,5-2 yaş civarındaki bebekler için bakım verenler birer sosyal referans konumundadır ve oyun oynama gibi birlikte yapılan faaliyetlerde heyecan, mutluluk gibi olumlu duygularını daha fazla yansıtırlar.[11] 3 yaşına doğru bilişsel gelişim ve dil gelişiminin birlikteliği sayesinde çocuklar duygularını daha kolay ifade edebilmeye başlamakta, 2-3 yaş döneminde öfke ve hayal kırıklığı gibi duygular sahnedeyken 3 yaşından sonra abartılı ağlamaların ve öfke nöbetlerinin azaldığı görülmektedir.[12] Okula başlamayla birlikte çocuğun hayatına eklenen öğretmen, akran gibi kavramlar sosyal ağların genişlemesini sağlamakta çocuğun duygu düzenlemeye dair bilgi ve deneyimlerini çeşitlendirmektedir.

Duygular bireyin kendisini duyma ihtiyacını karşılayacak bir noktada konumlanmakla birlikte bireyin de içinde kaynaştığı sosyal ortamla bağlantı kurulmasını sağlamakta dolayısıyla sosyal ortam da duyguların seyrini etkileyebilmektedir. Sosyal çevrenin bu beceriler üzerinde ne denli önemli olduğunu sosyal bağlamın ve uyaranların yetersiz olduğu ortamlarda korku gibi baskın duyguların daha fazla görüldüğünü belirten çalışmalara bakarak anlayabiliriz.[13] Sosyal çevreyle duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişki tek yönlü değildir. Duygu düzenleme becerileri de sosyal çevre üzerinde göz ardı edilemeyecek bir konuma sahiptir.

Hem bir çocuk hem de bir erişkin diye tanımlayabileceğimiz birinden ötekine geçişte değerli bir dönemeç olan ergenlikte kısa süre içerisinde bedende birçok önemli değişiklikler baş gösterir. Gelişime ilişkin kontrolün yittiğine dair endişeler bireylerin duygularına da yansımaktadır. Çeşitli duyguların varlığı çeşitli duygu düzenleme yöntemlerinin gerekliliğini de beraberinde getirmektedir.[14]

McRae ve arkadaşlarının ergen beyni üzerine yaptığı çalışmanın sonuçları ise erişkinler kadar iyi olmasa da ergenlerin duruma yüklenen anlamın duygusal tepkiyi değiştirmek amacıyla değiştirilmesi anlamına gelen bilişsel yeniden değerlendirmeyi etkin olarak kullanabildiklerini göstermektedir.[15]

Tüm bunlar hayatın handikapları ile baş etmede öncü bir role sahip olan duyguların karmaşa ve düzensizlikle kendini gösterdiği takdirde işlevinden değer kaybetmeye başladığını açıkça göstermektedir. Duygu düzenleme becerisi ise duygulara, olası olay ve olgularda bocalamaya meyilli yaşamın dümenini daha iyi olma haline çevirme görevini takdim etmektedir.

 

[1] Randolph M. Nesse, “Evolutionary explanations of emotions”, Human Nature, 1/3 (1990), s.268.

[2] Paul Ekman ve Daniel Cordaro, “What is Meant by Calling Emotions Basic” Emotion Review, 3(2011), s.365

[3] Paul Ekman, Emotions Revealed: Recognizing Faces and Feelings to Improve Communication and Emotional Life, USA: Henry Holt and Company, 2003, s.16.

[4] Kelly Werner ve James J. Gross, “Emotion Regulation and Psychopathology: A Conceptual Framework”, Emotion Regulation and Psychopathology, der., Ann M. Kring ve Denise M. Sloan, Newyork: Guilford Press, 2010, s.17.

[5] Ayşe Işık ve Figen Turan, “Normal Gelişim Gösteren ve Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocuklarda Duygu Düzenleme”, Hacettepe University Faculty of Health Sciences Journal, (2015), s.710.

[6] Pamela M. Cole, Margaret K. Micheal, Laureen O’Donnel Teti “The development of emotion regulation and dysregulation: A clinical perspective” Monographs of the Society for Research in Child Development, 59/2-3(1994), s.73.

[7] Işık ve Turan, “Normal Gelişim Gösteren”, s.711.

[8] Susan D. Calkins ve Nathan A. Fox, “Self-regulatory processes in early personality development: A multilevel approach to the study of childhood social withdrawal and aggression” Development and Psychopathology, 14(2002), s.480.

[9] Gottfried Spangler ve Peter Zimmermann, “Emotional and adrenocortical regulation in early adolescence: Prediction by attachment security and disorganization in infancy” International Journal of Behavioral Development, 38/2(2014), s.150.

[10] Işık ve Turan, “Normal Gelişim Gösteren ve Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocuklarda Duygu Düzenleme”, s.712.

[11] Marissa L. Diener ve Sarah C. Mangelsdorf, “Behavioral strategies for emotion regulation for toddlers: Association with maternal involvement and emotional expression” Infant Behavior and Development, 22/4(1999), s.570.

[12] Işık ve Turan, “Normal Gelişim Gösteren ve Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocuklarda Duygu Düzenleme”, s.712

[13] Pamela M. Cole ve Tom Hollenstein, “Emotion regulation: a matter of time” Newyork: Routledge, 2018, s.20.

[14] Emine Tuna Ulaşan Özgüle ve Nebi Sümer, “Ergenlikte Duygu Düzenleme ve Psikolojik Uyum: Duygu Düzenleme Ölçeğinin Türkçe Uyarlaması” Türk Psikoloji Yazıları, 20/40(2017), s.3

[15] Kateri McRae, James J. Gross, Jochen Weber, Elaine R. Robertson, Peter Sokol-Hessner, Rebecca D. Ray, John D.E. Gabrieli, ve Kevin N. Ochsner, “The development of emotion regulation: an fMRI study of cognitive reappraisal in children, adolescents and young adults” Scan, 7(2012), s.20.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu