Yazı

Freud’un Bir Esprisi

 İbrahim Şahin ATEŞ

Freud, Espriler’in “Teknik” bölümünün yedinci parçasında “saçmalıkla temsil” olarak nitelendirdiği esprileri ele alır. Bu kısa notta, ekonomik kaygılardan dolayı, esprilerin tekniğine dair hiçbir şeyi tartışmaya açamayacak, yalnızca, Freud’un bu kısımdaki ikinci “saçma” örneğe yönelttiği “mantıkî” eleştirinin hazırlığı on beş yıl sürmüş bir espri olup olmadığını soracağım.

Freud şöyle yazar (1905; 2016: 89): “Doğmamış biri, hiçbir zaman bir ölümlü değildir ve onun için iyi ya da en iyi diğer bir şey söz konusu olamaz.”

On beş yıl sonra, “Haz İlkesinin Ötesinde’nin” V. Bölüm’ünde ise şöyle yazar (1920; 2013: 300): “Bize kalan şey canlının yalnızca kendi bildiği gibi ölmek istediği gerçeğidir.”

Bu noktada, Freud’un “saçmalıkla temsile” yönelttiği eleştiriyi ona döndüreceğim: Doğmuş biri, hiçbir zaman bir ölü değildir ve onun için bildiği yoldan ölmek diye bir şey söz konusu değildir.

Tabiî Freud’u bir Tarihçi (özellikle büyük harf ile; Tarih’in Tarihçisi, Tarihten çok Tarihçi) gibi okumayacağım; bu bir yoldur, şüphesiz, ama nihaî yol değildir. Her şeyden evvel, şu yüzden: İtalik biçimde yazdığım eleştiriyi on beş yıl sonrasına taşımak ile şunu hiçe saymış olurum: Psikanalizde tekrar, yeniden üretim, belirli bir üretim sürecinin sonuçlarını tekrarlayacak olan bir seri üretim değildir (“seri” ise bambaşka bir tartışmanın konusudur, lütfen krş. Yine/Hâlâ’nın [Encore] ikinci haftası); tekrar, bir yeniden üretim olarak, yeniden üretim koşullarının yeniden üretilmesidir. Canlının bildiği gibi ölmek istediği gerçeği, bir zamanlar yaşamış lâkin katledilmiş mitik babadan daha az ya da daha çok gerçek değildir; bu yerde yalnızca Gerçek’ten bahsedilebilir. Nicelik, “hesap kitap”, “bir başka yere” aittir; yalnızca kayıtlanabilenlerin yükünün hesabı tutulabilir.

Freud’un Espriler boyunca tekrar ve tekrar altını çizdiği meselelerden birisi şudur: Esprinin tekniği (ve espri-işi, die Witzarbeit) ile onun psikanalitik bir indirgemeye tâbî tutulması birbirine karıştırılmamalıdır, bir başka ifade ile, nevrotik birim (currency) gözetilmeden espri ve ölüm hakkında konuşulamaz. Freud 1915 yılında yazdığı “Bilinçdışı’nda” bizi bilinçdışının varlığından “haberdar eden” kanıtların ­sözel bir tartışmaya elverişli olmadığını söylediğinde, benim naçizane yorumum, bu ihtar bu kısa notta ima ettiğimiz şey ile birlikte işitilebilir (1915; 2013: 165). Freud için espri tekniğinin varlığının en önemli kanıtı psikanalitik indirgemenin espriden espriyi sökmesidir; Freud bunun için okuyucudan özür bile diler. Lacan ise XI. Seminer’in hemen başında uyarır: Dikmeyin! Zira kanıt, bu koşullar altında, ancak bir ön varsayıma dikilir.

Dolayısıyla, tamamlanması denenecek olan ölüm, bilgisi evvelden gelen bir ölüm değildir. Freud’un 1920’deki ifadesini şu şekilde yeniden yazmayı deneyeceğim: ­Canlı ancak öldüğünde bilmiş-olacağı bir şekilde ölmek ister. Yaşam, ölümü tamamlama denemelerinin ıskalarının artıklarıdır; bir sonraki nesle bırakılan ölümün bir bilgisi değil, bu arttırıldığından çok artıktır: Lustgewinn (1905; 2016: 150).

Yazı boyunca başvurulan tüm kaynaklar Payel Freud Kitaplığı’na aittir.

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
error: Content is protected !!