Çeviri

Mektup 52 (1896)- Sigmund Freud

… Bildiğin üzere[1], bir süredir psişik mekanizmamızın bir tabakalaşma sürecinin sonucunda oluştuğu varsayımı üzerine çalışıyorum: anı izleri biçiminde mevcut olan malzeme zaman zaman yeni durumlara binaen bir yeniden düzenlemeye – yeniden yazıma – tâbi tutulur. Dolayısıyla benim teorimde esasen yeni olan şey hafızanın yalnızca bir değil birden fazla kez mevcudiyete gelişi, her seferinde çeşitli türden göstergelerle ortaya konuluşu tezidir. Bir müddet önce (Afazi) periferiden başlayan yolaklar [bedenden kortekse] için benzeri bir yeniden-düzenlemeyi öne sürdüm.[2] Kaç kaydın bulunduğunu söyleyemem; en az üçtür, muhtemelen daha fazladır. Bu, farklı kayıtların ayrıca kendilerinin araçları olan nöronlara binaen (yani sadece topografik olarak değil) ayrıştığını varsayan aşağıdaki şematik resimde gösterilmiştir.

Şekil 1[3]

 

A [W] [Wahrnehmungen (algılar)] algıların oluştuğu, bilincin ilişik olduğu lâkin ne olduğunun izini kendi içlerinde taşımayan nöronlardır. Zira bilinç ve hafıza karşılıklı olarak birbirlerini dışlarlar.[4]

Ag [Wz] [Wahrehmungszeichen (algı göstergeleri)] algıların ilk kaydıdır[5]; bilinçli olmaktan olabildiğince acizdir ve eş zamanlılığa göre çağrışımlara binaen düzenlenir.

Bd [Ub] (Unbewusstsein [bilinçdışı olma]) ikinci kayıttır, diğer (muhtemelen nedensel) ilişkilere göre düzenlenir. Ub. izleri belki de kavramsal anılara karşılık gelir; eşit derecede bilince erişemezdir.

Önb [Vb] (Vorbewusstsein[6] [ön bilinçli olma]) üçüncü kayıttır, sözcük-sunumlarına ilişiktir ve resmî ego’muza karşılık gelir. Vb.’den yola çıkan yatırımlar belirli kurallara binaen bilinçli olurlar; bu ikincil düşünüm-bilinci sonradan gelir ve muhtemelen sözcük-sunumlarının varsanımsal aktivasyonu ile ilişkilidir. Böylece bilincin nöronları bir kez daha kendi içlerinde, hafıza olmadan, algısal nöronlar olacaktır.

Algının ve bu üç kaydın tam bir açıklamasını sunabilmek için yeni bir psikoloji tanımlamam gerekirdi.

Ardışık kayıtların yaşamın ardışık çağlarının psişik kazanımlarını temsil ettiği olgusunu vurgulamaktan memnun olurum. Böylesi iki çağın sınırında psişik malzemenin bir çevirisinin (translation, ç.n.) gerçekleşmesi gerekir. Psikonevrozların özelliklerini bazı sonuçları malzemeler özelinde bu çevirinin gerçekleşmediğini varsayarak açıklıyorum zira niceliksel[7] düzenlemeye eğilime dair bir inanca sıkıca sarılıyorum. Sonraki her yazım selefini engeller ve uyarım sürecini ondan boşaltır. Bir sonraki yazım eksik ise bu uyarım ile bir önceki psişik dönemde yürürlükte olan psikolojik yasalarca ve o vakitte açık olan yollar ile başa çıkılır. Dolayısıyla bir anakronizm varlığını ısrarla sürdürür: belirli bir bölgede, fuerolar[8] hâlâ yürürlüktedir, “hayatta kalanların” huzurundayızdır.

Çeviride bir hata – bu klinik olarak “bastırma” olarak bilinen şeydir. Bunun nedeni daima, çevirinin ortaya çıkarabileceği bir hazsızlık boşalımıdır; sanki bu hazsızlık düşüncede, çeviri işine müsaade etmeyen bir hoşnutsuzluğu uyandırıyor gibidir.

Bir ve aynı psişik evre içerisinde ve aynı türden kayıtlar arasında normal bir savunma kendisini hazsızlığın yaratımı ile hissettirir. Fakat patolojik savunma yalnızca erken döneme ait henüz çevrilmemiş olan bir anı izinin karşısında vuku bulur.

Şayet savunma bastırmayı meydana getirmeyi başarıyorsa bu yalnızca hazsızlık boşalımının büyüklüğü ile ilgili olamaz. Sıklıkla en büyük hazsızlıkları içeren anılar karşısında nafile çabalarız. Öyle ise şu açıklamaya ulaşırız: Şayet bir A olayı, güncel bir olay ise belirli bir miktarda hazsızlık uyandırır. Akabinde anı yeniden uyandığında onun mnemik kaydı, A I ya da A II hazsızlık boşalımını engelleyecek araçlara sahiptir. Anı ne kadar sık tekrar ederse boşalım nihayetinde o kadar engellenmiş olur. Ne var ki engellemenin yetersiz olduğu bir olgu vardır. Şayet A güncel iken belirli bir miktarda hazsızlığı salarsa ve şayet yeniden uyandırıldığında yeni hazsızlığı serbest bırakırsa artık bu engellenemez. Öyle ise anı bir güncel olaymış gibi davranmaktadır. Bu olgu yalnızca cinsel olaylarda vuku bulur zira bunların serbest bıraktığı uyarılma büyüklükleri zaman içerisinde (cinsel gelişim ile) kendilerini arttırırlar.

Dolayısıyla bir evredeki cinsel olay bir sonraki evrede güncelmiş gibi davranır ve buna binaen engellenemezdir. Böylelikle patolojik savunmayı (bastırma) belirleyen şey olayın cinsel doğası ve erken bir evredeki vukuudur.

Tüm cinsel deneyimler hazsızlığı serbest bırakmaz; pek çoğu hazzı serbest bırakır. Dolayısıyla pek çoğunun yeniden üretimi önlenemez bir haz ile bağlantılıdır. Bu türden engellenemez bir haz bir zorlantıyı inşa eder. Dolayısıyla şu tezlere yönlendiriliriz. Şayet cinsel tecrübe başka bir dönemde hatırlanırsa bir haz boşalımına zorlantı ve bir hazsızlık boşalımına ise bastırma tarafından eşlik edilir. Her iki durumda da yeni bir evrenin göstergelerine çeviri engellenmiş gözükür (?)[9].

Şimdi, klinik tecrübe bizi üç grup cinsel psikonevroza aşina kılar – histeri, takıntılı nevroz ve paranoya ve bize histeri olgusunda mevcut olan şeylerle ilişkili bastırılmış anıların 1.5 – 4, takıntılı nevrozda 4-8 ve paranoyada 8-14 yaş aralığına ait olduğunu öğretir. Fakat 4 yaşından evvel henüz bastırma yoktur; dolayısıyla gelişimin psişik dönemleri ve cinsel evreler çakışmazlar.

 

Şekil 2

 

Takip eden küçük diyagramın yeri burasıdır:

 

Şekil 3

 Standart Edition’daki tablo esas alınarak Türkçeleştirilmiş ve yeniden çizilmiştir. 

 

Erken cinsel uyarılmaların bir diğer sonucu, belirleyicisi ya psişik aparatın tamamlanmasından evvel vuku bulmayan ya da hiç vuku bulmayan bastırma olan sapkınlıktır.

Üstyapı için bu kadarı yeterli. Şimdi onun organik temellerini kurmak için bir deneme. Açıklanması gereken güncel olduklarında hazzı meydana getiren cinsel tecrübelerin niçin bazı insanlarda, başka bir evrede hatırlandıklarında hazsızlığı meydana getirdiği ya da diğerlerinde bir zorlantı olarak varlığını sürdürdüğüdür. İlk durumda, açıkça daha sonraki bir zamanda başlangıçta serbest bırakılmayan bir memnuniyetsizliği serbest bırakıyor olmaları gerekir.

Ayrıca farklı çağların psikolojik ve cinsel türevlerinin izini sürmeliyiz. Bana ikincisini 28 günlük kadın döngülerine has katlar olarak açıklamıştın…[10]

Sonucun niçin bazen sapkınlık bazen ise nevroz olduğunu açıklamak için tüm insanların çiftcinselliğinden[11] faydalanıyorum. Saltık eril varlıkta iki cinsel bariyerdeki[12] eril boşalımın bir fazlası (surplus, ç.n.) olduğu gibi haz ve buna bağlı olarak sapkınlık meydana gelecektir; saltık dişil varlıkta ise böylesi zamanlarda haz alınamayan tözün bir fazlası vardır. İlk aşamalarda boşalımlar paraleldir: yani, hazzın normal fazlasını üreteceklerdir. Bu hakiki dişilerde savunma nevrozlarının tercihini açıklayacaktır.

Bu yol ile erkeklerin entelektüel doğası senin teorin temelinde onanmış olacaktır.

Nihayet, klinik olarak saptadığım nevrasteni ve kaygı nevrozu arasındaki ayrımın 23 ve 28 günlük maddeler ile ilişkisine yönelik şüpheyi bastıramayacağım.

Burada şüphelendiğim ikisi dışında, her türden birkaç tür olabilir.

Bana, gitgide, histerinin önemli noktası onun baştan çıkaran tarafında olan sapkınlıktan kaynaklanışı ve yine gitgide kalıtımın babanın ayartması oluşu gibi geliyor. Böylece nesiller arasında bir seyir ortaya çıkar:

Birinci nesil: Sapkınlık

İkinci nesil: Histeri ve buna bağlı sterilite. Bazen aynı bireyde bir başkalaşım vardır: güçlü çağlarda sapkınlık ve akabinde bir kaygı döneminin ardından histeri. Dolayısıyla, histeri reddedilmiş cinsellik değil reddedilmiş sapkınlıktır.

Dahası, bunun ardında terk edilen erotojen bölgeler düşüncesi yatar.[13] Öyle ki çocukluk esnasında ilerleyen dönemlerde yalnızca 28 günlük kaygı maddesini serbest bırakmaya muktedir olacak cinsel boşalım bedenin pek çok kısmından elde edilebilir gibi gözükür. Bu farklılaşma ve sınırlanma kültürde ahlâkî ve bireysel gelişim olarak ilerler.

Bir histeri atağı boşalım değil eylemdir ve her eylemin esas karakteristiğini – hazzın yeniden üretiminin aracı olmayı – muhafaza eder. (Bu, en nihayetinde, temeldeki şeydir; bunun dışında her türlü başka[14] sebebi ön bilince ileri sürmektedir.) Bu sebeple uykuda kendilerine cinsel bir şey yapılmış olan hastaların uyku atakları vardır. Aynı şeyi tecrübe etmek için yeniden uyumaya giderler ve sıklıkla – bu duruma uygun olan – bir histerik baygınlığı tahrik ederler.

Baş dönmesi atakları ve ağlama nöbetleri – tüm bunlar bir başka insanı hedefler ama bilhassa sıklıkla daha sonraları bir başkasının eşi olamadığı tarihöncesi, unutulamayan bir insanı. Kronik bir belirti olan yataktan çıkmama bile aynı şekilde açıklanabilir. Hastalarımdan bir tanesi, kendisi 22 aylıkken ölen annesine onu yatağına alması için eskiden yaptığı gibi, hâlâ uykusunda ağlıyor. Öyle gözüküyor ki ataklar hiçbir zaman “duygunun yoğunlaşmış bir ifadesi” olarak vuku bulmaz…[15]

 

Çeviride Standard Edition’ın I. Cilt’inin 1966 tarihli baskısı esas alınmıştır. Metindeki tablolar Freud’un mektuplarındaki çizimlerin S.E. editörleri tarafından dijitalleştirilmiş hâlleridir. Köşeli parantez içerisindeki dipnotlar S.E. editörlerine, sonlarında “ç.n.” ibaresi bulunan dipnotlar ise bana aittir. 

 

Çeviren: İbrahim Şahin Ateş

 

[1] [6 Aralık 1896, Viyana tarihli.]

[2] [Gönderme Freud’un afazi üzerine monografisindeki bir paragrafadır (1891b), Almanca baskıda 55, İngilizce çeviride ise 53. sayfa.)

[3] [Bu figür, Rüyaların Yorumu’nun (1900a) 7. Bölüm’ündeki (B) psişik aparatı önceler, Standard Ed., 5, 537-41. Buradaki kısaltmalar bahsi geçen bölümdekileri, İngilizce hâllerindekilere benzer olan ve ilk kez bu mektuptan 6 ay sonra 64. Mektup ve N Taslağı’nda görülenleri önceler. “Bews” kısaltması “Bewusstsein” (Bilinç) için kullanılır.

[4] [Breuer Histeri Üzerine Çalışmalar’da (1895d) buna işaret etmiştir, Standard Ed., 2, 188-9 ve Freud Proje’nin 1. Bölüm’ünün 3. Kısım’ında ve başka yerlerde daha bunu detaylandırmıştır. – Bir önceki cümlenin sonunda, el yazmalarında “das Geschehenen” ifadesi bulunur. Anf.’da ise bu “des Geschehens’tir” (“ne olduğu hakkında”).

[5] [“Niederschrift”. Rüyaların Yorumu’nda (1900a) buna tekabül eden açıklamalarda (Standard Ed., 5, 539) kullanılan kelime “Fixierung’tur” ve “record” olarak çevrilmiştir.] Rüyaların Yorumu’nun Türkçeye çevirisinin burada bahsedilen bölümü için krş. Düşlerin Yorumu – II çev. E. Kapkın (İstanbul: Payel, 1996), 262. Bu çeviri İngilizce çeviriyi esas aldığı için “record’un” karşılığı olan Türkçe kelime “kayıt’tır”. Benim burada “kayıt” olarak çevirdiğim kelimenin İngilizcesi ise “registration’dır”.

[6] [Kavramın bilinen ilk görünümüdür. Basılı ilk görünümleri ise Rüyaların Yorumu’ndadır, Standard Ed., 4, 338 ve 5, 499.]

[7] [El yazmalarında “Quantitativen”. Anf.’de ise “qualitatiuen”.]

[8] [Fuero belirli bir şehir ya da eyalette geçerli olan ve o bölgenin eski imtiyazlarını temin eden antik bir İspanyol yasasıydı.]

[9] [Soru işareti el yazmalarında da bulunur.]

[10] [Bu noktada Anf.’ın editörleri yalnızca Fliess’in dönemsellik teorisi ışığında anlaşılabilir olan uzun bir paragrafı (el yazmalarında 2 sayfa eder) atlarlar.]

[11] Bu “çiftcinsellik” kavramının Freud’un eserindeki ilk görünümüdür, ç.n.

[12] [İkinci şekildeki çift çizgilere bakınız.]

[13] [Görünüşe göre kavramın ilk kullanımıdır. Freud Cinsellik Üzerine Üç Deneme’de (1905d) bu kavramı herkesin malumu kılar, Standard Ed., 7, 167 ve devamı.]

[14] [El yazmalarında “Anderen”. Anf.’de atlanmıştır, 192.]

[15] [Savunma nöro-psikozları üzerine ilk makalesinde (1894) Freud histerinin Oppenheim (1890) tarafından öne sürülen bu açıklamasını kabul etmeye eğilimliydi. Bkz. Standard Ed., 3, 51.]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu