Blog

Normal Olan Heteroseksüellik mi?- Sümeyya Bulut

Birçoğumuzun düşünmeden kullandığı, tanımlar yapıştırdığı, bilimin bu konudaki tutumlarından bihaber olarak yorumlar getirdiği bir konudur eşcinsellik. Kafamıza göre, bize uygun gelmeyen her durum ve olayları anormal olarak nitelendirmeyi pek severiz. Hele ki konu eşcinsellik olunca anormal olarak damgalamakta üstümüze yok. Kolaydır çünkü bizden olmayanı anormal olarak görmek. Oysa eşcinsellik bir hastalık bir anormallik değil toplumun çoğunluğunu oluşturan heteroseksüellik gibi bir yönelimdir. Aksi bir düşünce yalnız kişisel inanış olabilir çünkü eşcinsellik tamamen doğal olan ve doğada bolca bulunan bir varyasyondur. Bu varyasyona kanıt olarak da Yuval Norah Hararinin ilk kitabı olan Homo Sapienste bulunan şu veriyi kullanabiliriz: Tüm canlıların %7 eşcinsel , %7 ise doğuştan heteroseksüeldir. Diger %86 ise söylenilen, gösterilen, öğretilen ile idare eder. Bu bilimsel verilere bakılarakda  anlaşıldığı gibi canlıların ve insanların eğilimleri (cinsellik) toplumda ne gördüğü ile ilgilidir. Çoğunluğa uymayanlar ise kendi doğasını yaşamaktadır.

Dünya tarihi boyunca var olan eşcinselliğin kendisine bir kimlik bulabilmesi 19. yüzyılın sonlarına doğru gerçekleşmiştir. Bu dönem öncesine kadar çeşitli zamanlarda gunah ve suç sayılıp cezalandırılan eşcinsellik, 19. yüzyılın sonlarına doğru, doğuştan mı geldiği yoksa sonradan mı edinildiği; doğal mı yoksa doğaya aykırı mı olduğu, hastalık mı yoksa yalnızca cinsel yönelimlerden birisi mi olduğu konusunda çokça tartışılmış ve tartışılmaya devam etmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki, heteroseksüelliğin değil de eşcinselliğin araştırılıyor olmasının altında eşcinselliğin “doğal ya da normal olmayan bir olgu” olarak algılanması yatmaktadır. Çünkü bir olgunun nedenini merak etme ihtiyacı onu değiştirme, müdahale edebilme ve onu kontrol edebilme isteğiyle şekillenmektedir. İşte bu kontrol edebilme ve değiştirme arzusu dönemin bilim insanlarını dönüşüm terapisini keşfedip geliştirmelerine sebep oldu.

 Dönüşüm terapisi, (eşcinsel veya biseksüel gibi) heteroseksüel olmayan bir yönelimi veya trans kimliği terapiyi veya dini kullanarak cinsel perhiz davranışına yönlendirmeye veya heteroseksüelliğe dönüştürmeye ya da toplumsal cinsiyet normlarına uygun hale getirmeye çalışmaktır. Peki ne yapılıyor bu “tedavide”? Amerika Birleşik Devletleri ve Batı Avrupa’daki dönüşüm terapisinde kullanılmış tarihi teknikler arasında lobotomi, kimyasal hadım, ele veya cinsel organa elektrik çarpması uygulanmasını esas alan engelleme terapileri, bulantı yapan ilaçlar ile homoerotik uyarıcıların eşzamanlı olarak verilmesi ve mastürbasyon sırasında koşullanma uygulamaları kullanıldığı bilinmektedir.

Dönüşüm tedavisi uygulamalarını savunanlar çoğunlukla “onarıcı terapi” kavramını kullanmayı yeğler. Fakat “terapi” ve “tedavi” kavramları yanıltıcıdır. Yanıltıcıdır çünkü acının dindirilmesi ya da tedavi edilmesi için kullanılan yöntemler bilimsel olarak kabul görmemiş prosedürlerdir. Öte yandan, ortada tedavi edilecek bir acı da yoktur.  

Uzun lafın kısası, eşcinsellikte heteroseksüellik gibi insan cinselliğinin bir görünümüdür. Heteroseksüellikte eşcinsellikte normal bir durumdur hastalık değildir. Bu sebeple tedavi edilmesi gereken asıl durum yönelimlerimiz değil kötü zihniyetlerimizdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu