Blog

Ölçümlenebilir Normallik- Zeynep Oktay

Psikoloji ve psikiyatri açısından, normal ve normal dışı davranışların ayrımını yaparken kullanılabilecek geçerli, genel ve kesin bir ölçüt yoktur fakat insan davranışlarında normalliğin ölçüsüyle ilgili iki yaygın görüşün varlığından söz edilebilir.

Bunlardan ilki normalliğin sağlıklı olmak, yani klinik belirtilere sahip olmamak, olduğu görüşüdür. Akıl hastalığı denilen şeyin çoğu zaman bir organın işlevinin bozulmasıyla alakalı olmadığını, yani somut bir belirtisi bulunmadığını ve psikiyatrik hastalık değerlendirmesinin gelenek, ahlak ve değerlerden bağımsız olmadığını, aynı şekilde davranışların normalliğinin tespiti için de kesin fizyolojik ölçüler koymanın mümkün olmadığını, konulan bu tür ölçülerin, ölçüyü koyanların değerlerinden, inançlarından bağımsız olamayacağını söyleyebiliriz.

Normalin ölçüsü ile ilgili ikinci yaygın görüş, istatistiksel görüştür. Bu görüşe göre normallik matematiksel bir olgudur. Çan eğrisi denilen istatistiksel dağılımın uçlarında kalan azınlıklar anormalleri oluşturur, ortadaki çoğunluk ise normalleri. Bu görüşe göre bir toplumdaki insanların çoğunluğunun davranışları, normal davranışın ölçütüdür. Çeşitli toplumlarda dağılımların farklılaşabileceği göz önüne alınırsa normal ve anormal davranış ölçütleri de toplumlara ve kültürlere göre değişebilmektedir.

Üç çeşit normallikten söz edilebilir:

1- İstatistiksel normallik, toplumsal norma uygun oluş ve sık rastlanış ile aynı anlama gelir. Bir şeyin bu manada normal oluşu, ona çok sık rastlandığını, olağan olduğunu söylemek demektir.

2- İdeal normallik, genellikle kökeni toplumsal olan bir anlayıştır. Toplumdan topluma değişir. Zira her toplumun, her cemiyetin ideal anlayışı farklıdır.

3- Fonksiyonel normallik, bir ferdin varmak istediği gayelere ve karakteristiklerine uygun düşen bir hâlde olmasıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu