Çeviri

Psikanaliz Freud’dur- Jacques Lacan

Psikanalist Jacques Lacan’ın 1974 yılında İtalyan Panorama dergisine verdiği röportajdan bir bölüm[1]:

“Psikanaliz, Freud’dur. Eğer psikanaliz yapmak istiyorsanız, Freud’a, onun terimlerine ve tanımlarına geri dönmelisiniz. Kelime kelimesine okumalısınız, yorumlamalısınız. Tam da bu amacı göz önünde bulundurarak Paris’te Freudyen bir okul kurdum. Yirmi yılı aşkın bir süredir bakış açımı açıklıyorum: Freud’a dönmek basitçe varoluşçu fenomenolojinin, örneğin psikanalitik toplulukların kurumsal biçimlerini, sapmalarını ve belirsizliklerinin zeminini silkelemek demektir. Bu, Freud’un kendi öğretisine dayanan belirli ilkeleri izleyen öğretilerini okumaya devam etmek anlamına gelir. Freud’a dönmek demek, Freud’a dönmek demektir. Bunu yapmayan kişi psikanalizden bahsediyorsa, kelimeleri suistimal ediyor demektir.

[…]

Kitaplarıma anlaşılmaz deniyor. Ama kimin için? Bunları herhangi birinin anlayabileceğini düşünerek herkes için yazmadım. Aksine, kim olurlarsa olsunlar, okuyanların zevkine hitap etmek için hiçbir zaman en ufak çabayı bile göstermedim. Söyleyecek şeylerim vardı ve onları söyledim. Benim için, benim çalışmalarımı okuyan bir izleyici kitlesi olması yeterli. Anlamıyorlarsa da eh, sabırlı olalım. Okuyucu sayısına gelirsek, şansım Freud’dan yaver gitti. Belki de benim kitaplarım çok da fazla okunuyor, bunu şaşırtıcı buluyorum.

[…]

Lacan, en az kırk yıldır psikanaliz uygulayan ve bir o kadar uzun süredir de psikanaliz üzerine çalışan bir beyefendidir. Yapısalcılığa ve dilbilime inanıyorum. Kitabımda şöyle yazdım: “Freud’un keşfinin bizi yönlendirdiği şey, içine girdiğimiz, – tabiri caiz ise – içerisinde ikinci kez doğduğumuz, içinde konuşamadığımız, gereğince bebeklik dönemi olarak adlandırılan düzenin muazzamlığıdır”.

Freud’un keşfini dayandırdığı, simgesel düzeni oluşturan şey dildir -evrensel, somut bir söylemin uğrağı olarak dil. Nesnelerin dünyasını yaratan şey konuşma dünyasıdır. Sadece kelimeler, şeylerin özüne bitmiş bir anlam verir. Kelimeler olmasaydı, hiçbir şey olmazdı. Konuşmanın aracılığı olmadan zevk ne olurdu?

Benim düşünceme göre, bilinçdışının yasalarının ana hatlarını çizmek ile Freud’un ilk eserlerindeki (Rüyaların Yorumu, Haz İlkesinin Ötesinde, Totem ve Tabu) formülasyonlar, Ferdinand de Saussure’ün birkaç yıl sonra modern dilbilimin yolunu açacak teorilerinin öncüsü olmuştu.

Çeviren: Atakan Yorulmaz

 

[1] Çeviri https://www.versobooks.com/blogs/1668-there-can-be-no-crisis-of-psychoanalysis-jacques-lacan-interviewed-in-1974 web sitesinden esas alınarak yapılmıştır.

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu