Blog

Toplumsal Dönüşümün İmkânı- Rozi Mengüloğul

Sosyal bilimciler, sosyo kültürel dönüşümün birkaç aşamasını toplumsal gelişme olarak nitelendirmişlerdir. Avcı ve toplayıcı toplumlar, sanayi ve sanayi sonrası toplumlar olarak farklı tipler oluşturulmuştur. Dünyanın varoluşundan beri insanı şekillendiren sarsıcı dönüm noktalarını analiz etmek için toplumlarda meydana gelen sosyo kültürel dönüşümleri ele almak gerekir. Dünyanın ve toplumların süreğen dönüşümü savaşlar, buhranlar, salgınlar ve devrimlerin ardından gerçekleşen tarihsel arka planına borçludur. Böylece sosyo kültürel dönüşümün dayandırıldığı imgesel hareketler belirlenebilir.

Sanayi Devrimi ile ortaya çıkan bireyselleşme, şehirleşme ve tüketim çılgınlığı geleneksel yaşam biçimlerinin çözülmesine neden olurken, yaşama, düşünme ve üretmenin farklılaştığı, köylerin ve köylülerin sadece yüksek talep ve arzı karşıladığı modern sanayi toplumlarının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Sanayi öncesi toplumlarda ekonomik gücün tek yerde bulunduğu belirli bir zümre hakimken sanayi sonrası toplumlarda ise zenginliğin herkes için erişilebilir olduğuna kanaat getirilen, bireylerin refah yaşama biçimlerinin, sigorta ve emeklilik haklarının dünyadaki zenginliğin daha fazla paylaştırılması ile ilişkilendirilmektedir. Hukukun iyileştirildiği ve toplumsal hareketlerin artış gösterdiği bu yeni düzenin bir önceki çağın mecburi dönüşümünden kaynaklı olsa dahi dünyanın büyük bir bölümünün daha fazla yaşam hakkı, daha fazla adalet ve daha fazla ekonomik paylaşımdan eksik kaldığını düşünürsek, aslında ekonomik gücün hala belirli bir ‘’modern’’ zümrede olduğuna kanaat getirebiliriz.

Her ne kadar yoksulluk bir önceki çağa nazaran bir dönüşüm yaşamış olsa dahi halen dünyanın geri kalanı için insani değerlerin en alt noktalarda sürdürülmesine, ekonomik kaynaklara erişilememesine ve bu dünyada değerli olandan yararlanılamamasına eş bir anlamı taşımaktadır. Bir an durup etrafımıza baktığımızda bu anlama eş değer olan, önceki ilerlememizin yalnızca illüzyonist bir dönüşüm geçirdiğini fark etmemiz çok zaman almayacaktır. Yüksek sesle bahsedilen herkes için eşit fırsat kalıtım, eğitim, adalet, sosyoekonomik durum engeline takılarak farklılaştırıcı o ‘’X’’ faktörü haline gelmektedir. Toplumlardaki dönüşümler itici bir gücün ortaya çıkarak sarsıcı değişimler yaratmasına ve bunların kimi zaman olumlu kimi zaman olumsuz etkilere sahip olmasına sebebiyet verse de dönüştürülmemiş bilinç, tekrarlayıcı bir zihniyetin varlığını sürdürerek bulaşıcı bir kuşak aktarımına dönüşmektedir. Bu kısır döngü dünyaya yeni gelen her bireyin içine doğduğu toplumda, miras aldıkları zihniyetin, teslimiyetin ve yenilginin doğal bir parçası olduğunu düşünmekle sürdürülmektedir. Dünyanın ve toplumların yaşadığı dönüm noktaları bu kronik süreğenlik için önemli fırsatlar teşkil etse dahi bu fırsatları hayata uyarlamak için gerekli olan ekonomik gücün kimde ve nerede bulunduğu ile fena halde ilişkisi vardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu